12 Ekim 2008 Pazar

ŞEHİR-İ İZMİR


Git artık diye bağırıyor şehrim bana. Kusmak istiyor beni, bir şekilde içinden atmak.

Bir çok sokağını yıprattım senelerle birlikte, anılar biriktirdim biraz da insan. Boyadım, yazdım, karaladım, istemeyerek sildim bazen. Kaldırımlarında ıslanırken reddettim büyümeyi gene de büyüdüm. Büyümenin en kötü yanı, aslında hiç çocuk olamadığını fark etmek, istemeyerek öğrendim. İyot kokusu burnumda tuttum sevgilinin elini, turuncu gökyüzü eşliğinde. Yamalı asfaltlı ara sokaklarında dizimi yaralarken öğrendim ağlamayı ve lanet olsun, kaybolduğumda saptığım bir çıkmaz sokağında unuttum ağlamayı. Düşmeyi, tekrar ayağa kalkmayı, yaralardaki kabukları kurutmayı ve kabuğu hemen koparmayı, yarayı taze tutmayı onda yaşadım. Terliğimin tekini onda kaybettim ve eşi benzeri olmayan terlikleri gene onda buldum. Koştum koştum, onda terledim, üzerine su içtim. Onda vız geldi bütün hastalıklar, onda ateşten yataklara düştüm. Tüm gizli hikayelerimi annemin eliyle onda yazdım. İmbatında dalgalanırken kumral saçlarım kokum sindi ona, ilk defa körfezinde gördüm gözlerimin rengini. Onda kırıldı gözlük camlarım, onunla topladım parçaları. Onda öldüm ve onda dirildim yeniden. Ben o oldum ona beni kattım. Yaşlanmadım an’lar biriktirdim.

Ve en acı yanı bu şehirden bir gün, kısa süreliğine ayrıldım. Kendimi ona, oraya ait hissetmeyerek geri döndüm. Hiçbir yere ait değildim, belki kendime bile… Bunu ondan gizleyememişim. Şimdi beni kusmak istiyor. Biliyor aslında! Benden daha çok farkında sıkışmışlığımın ve anılarımdan kurtulamamamın ağırlığının. Geçmişimde yol veriyor artık bana, insani tatmin olma yanım bir türlü tatmin olamıyor. Gidemiyorum! Kurtulmak en çok istediğim, kabul edemediğimse kaçıyor olarak nitelendirilmek. Ama şehrim beni kusuyor, şimdilik yavaş yavaş… Benim bir çok parkına kustuğum gibi o da beni…

Bir gün tamamen atmış olacak, az kaldı, biliyorum. Hazırım aslında! Bir gün geri döneceğimin verdiği rahatlıkla, beni kusmasına izin veriyorum. İkimizde acı çekmeden olsa keşke! Mümkün değil… Şehrim son kez şunu fısıldıyor bana “ acı çekeceksin ki keyif aydınlansın”.

Bir gün tekrar geleceğim, beni turuncu gökyüzüyle karşılayacak eminim. Benim de bir sürprizim olur belki, elimde O’nun elleri…

Hiç yorum yok: