Son günlerde kime rastlasanız ağızlarının kenarında bir kriz lafının asılı kaldığını görebilirsiniz. Depresyonun ağırlıkla görüldüğü mevsim olan sonbahara krizin de denk gelmesi, agresyonu ve depresyonu arttırıyor haliyle. Malum agresyon üretmeye meyilli bir toplumda yaşıyoruz. Artık kocaman bir bahanemiz de var “ekonomik kriz”. Anlayışın toprak altı yapıldığı bir dönemde miyiz yoksa insan olmayı unutmaya başlayalı çok mu oldu? Soru sorma, bahanenle soldan devam et, onu kır, bunu yık, harca, değersizleştir, değersizleş,sakla-verme, tüket… Sonrası mı? Helal olsun! Ardımızdan bir camii avlusunda yankılanacak. Olamadığımıza, son ama asla son olmayacak bir helal çakılacak.
“Peki benim bundan neden haberim yok” çocuk naifliğiyle yaşayan pek muhterem, ama aynı zamanda pek zavallı, ağızlarının kenarında nutella kalmış bir kesimde yok değil. Bu pek muhterem kesimdeki yaratıklar (yaratık diyorum çünkü insan olmadıkları kesin) işaret parmaklarının yanına alaycı gülümsemelerini ekleyerek konuşan insanlar (mış gibi aslında) tarafından, sadece saliselik bir zamanda taciz ediliyorlar. Sonrası mı? Unutmaya programlanmışlık, belleksizlik.
Hazan yaprakları oradan oraya savrulurken evde oturup nutella kaşıklayarak endorfin yükseltmeyen kadınlar ve adamlar da var. Onlar da bir yolda yürüyorlar, upuzun bir yolda. Yolun devamını görmeyen ayakların altında yapraklar eziliyor. Sonbahara en çok elele tutuşan çiftler yakışıyor. Aşk ekonomik kriz dinlemiyor. Yağmur başlıyor, trafik sıkışıyor, otobüsün içinde nefes alınamıyor birbirine bakan gözler hiçbirini fark etmiyor. Fark etme devre dışı kalıyor, hissetme aktif.
5 Aralık 2008 Cuma
Ekonomik Kriz, Depresyon, Nutella ve Sonbahar Aşkları
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder